PORTİZMİR3 ULUSLARASI GÜNCEL SANAT TRİENALİ KAPANIŞ AKTİVİTESİ

 “İnciraltı Hafızası : Kıyı ve İç” başlıklı proje, bölgenin hafızasını ve dönüşümünü bilimsel yöntemlerle araştırıp edebi bir ifadeyle ortaya koyan “Kentin Kıyısında ve İçinde Olmak : İnciraltı" (Emel Kayın, 2011, Heyamola Yayınları) kitabındaki metinlerin heykel, giysi tasarımı, fotoğraf, müzik, animasyon gibi farklı alanlardaki sanatçılara verilmesiyle başlatılmıştır. Metin seçimi sanatçıların geçmişteki üretimleri ve sanatsal tutumları ile paralellik kuracak biçimde yapılmıştır. 
Sanatçılardan “kitap metinlerinin sunduğu yitik hafıza, alanın gerçekliği ve özgün sanat yaklaşımları” arasındaki gel-gitlerle gelişecek olan yapıtlar ortaya koymaları beklenmiştir. Proje süreci, “hafıza/hafızanın korunmasına yönelik meseleler” konusunda bölge halkı ve kentliler nezdinde duyarlılık yaratmayı sağlayacak atölye, gezi, konferans, performans, film gösterimi, dinleti, vb. etkinliklerle kamuoyuna mal edilmiştir. Tüm çalışma sürecinde “kıyı ve iç” ya da “kıyıda ve içeride olma” ikileminin ortaya konması ve İnciraltı’nın yoğun yapılaşmış İzmir kentinde “herkes için ulaşılabilir son deniz” olma haline vurgu yapılması istenmiştir.
Tasarımlarıyla eski giysilere yeni hayatlar veren Şölen Kipöz için seçilen metin, İnciraltı’nın plaj döneminin anlatıldığı “Çocuk ve Genç Yazların Peşinde” başlıklı bölümdür. Metinde geçen “mini elbiseye benzeyen etekli mayolar taşıyan kadınlar”, “annelerinin orlondon ördüğü ve suyu görünce şekilsizleşen mayolarını çekiştirmekten yüzemeyen küçük kızlar”, “denize elbiseleriyle girdikleri için balona benzeyen yaşlı kadınlar”, “kıyılara özgü askılı fırfırlı elbiseler” gibi betimlemeler Şölen Kipöz’ün yarattığı giysinin imgesel verileri arasında yer almıştır. Kitapta anlatılan “eğenbuğur” hikâyesi de bu imgeler arasındadır. Temmuz’un durgun günlerinde bir rüzgârla birlikte gelecek ve ciltlerde leke bırakacak olan “eğenbuğur” dan korunmak için mayolarının üzerine paslı metaller asan genç kızların hikâyesi, Şölen Kipöz’ün giysisinde bir metal öğesiyle temsil edilmiştir. Yerel bir gazeteye verilen “Yitik Mayolar Aranıyor” başlıklı ilan ile elde edilen eski mayolar giysinin temel öğeleri arasındadır. İnciraltı’nda kullanılmış olan eski mayolar ile eski Sümerbank basmalarının kullanıldığı giysi “bir sergi nesnesi” olmaktan öte , İnciraltı’nda denizle temas edecek “bir performans nesnesi” olarak tasarlanmıştır. Giysi için tasarlanan kıyı performansı, dansçı Cansu Ergin tarafından yaratılacak devinim ve ses tasarımcısı Gürkan Mıhçı tarafından yaratılacak ses ile duyusal açıdan zenginleştirilecektir. Giysi için seçilen “İçinden Deniz Geçen” adı, kıyının yaşadığı haller ve metinsel imgelerle çağrışımlar kurmaktadır.